
SERVETİNE SAHİP OLMAK İÇİN EVLENDİĞİM YAŞLI KADININ ÖLÜMÜNDEN SONRA BIRAKTIĞI KUTU, HAYATIMIN EN BÜYÜK SIRRINI ORTAYA ÇIKARDI
Yazar: • 01.10.2026 11:48
Titreyen ellerimle kutunun kapağını kaldırdım. İçinde gördüğüm ilk şey karşısında nefesim kesildi. Çünkü Müjgan Hanım’ın benim hakkımda bildiklerini öğrendiğimde, onunla karşılaşmamızın bile tesadüf olmadığını anlamaya başladım.
Kutunun içinde eski fotoğraflar, sararmış mektuplar, kalın bir dosya ve üzerinde ismimin yazılı olduğu küçük bir zarf vardı.
İlk fotoğrafı elime aldığımda gözlerime inanamadım. Fotoğrafta babam vardı! Üstelik yanında, yaklaşık otuz yaşlarında görünen Müjgan Hanım duruyordu.
“Bu nasıl mümkün olabilir?” diye fısıldadım.
Turgay Bey sandalyesine yaslandı.
“Önce mektubu okumanızı tavsiye ederim. Müjgan Hanım her şeyi kendi ağzından anlatmak istedi.”
Zarfı açtım. Müjgan Hanım’ın tanıdık el yazısını görür görmez boğazım düğümlendi.
“Sevgili eşim, bu satırları okuyorsan artık hayatta değilim. Seninle karşılaştığımız ilk günü hatırlıyor musun? Tekerlekli sandalyemi iterken bana ne kadar yardımsever olduğunu göstermeye çalışmıştın. Oysa ben seni o gün ilk kez görmemiştim.”
Ellerim titremeye başladı.
Mektuba göre Müjgan Hanım, beni tanışmamızdan tam altı ay önce araştırmaya başlamıştı. Nerede çalıştığımı, ailemin maddi durumunu, hatta babamın hastalığını bile biliyordu.
Başımı kaldırıp avukata baktım.
“Beni neden araştırmış?”
Turgay Bey cevap vermedi. Yalnızca mektubu işaret etti.
Okumaya devam ettim.
“Yıllar önce babanla aynı şirkette çalışıyorduk. Kocam İhsan’la birlikte kurduğumuz tekstil fabrikasının muhasebe müdürüydü. Ona ailemizden biri gibi güvenirdik. Ancak bir gün kasamızdan milyonlarca lira kayboldu.”
Nefesimi tuttum.
Babam hayatı boyunca dürüstlükten bahsetmişti. Çocukluğumdan beri bana başkasının hakkına el uzatmamamı öğütlerdi.
Müjgan Hanım’ın yazdıkları ise bütün bildiklerimi altüst ediyordu.
“Şirketimiz iflasın eşiğine geldiğinde bütün deliller babanı gösteriyordu. İhsan onu polise teslim etmek istedi. Ancak ben buna engel oldum. Çünkü babanın yeni doğmuş bir oğlu vardı. O çocuk sendin.”
Mektubu masaya bıraktım.
“Bunların hepsi yalan!” diye bağırdım.
Turgay Bey sakince dosyayı açtı. Önüme eski banka dekontları, imzalı belgeler ve yıllar önce açılmış bir davanın evraklarını koydu.
Ancak belgeleri incelemeye başladığımda beklenmedik bir ayrıntı fark ettim.
Paranın aktarıldığı hesap babamın adına değildi. Belgelerin birinde Müjgan Hanım’ın kocası İhsan Bey’in imzası bulunuyordu.
“Neler oluyor burada?”
Avukat derin bir nefes aldı.
“Mektubu bitirin. Asıl önemli kısmına henüz gelmediniz.”
Yeniden okumaya başladım gorsele do’kunun diger bölüm sonraki sayfada…
SERVETİNE SAHİP OLMAK İÇİN EVLENDİĞİM YAŞLI KADININ ÖLÜMÜNDEN SONRA BIRAKTIĞI KUTU, HAYATIMIN EN BÜYÜK SIRRINI ORTAYA ÇIKARDI
Yazar: • 01.10.2026 11:48
Titreyen ellerimle kutunun kapağını kaldırdım. İçinde gördüğüm ilk şey karşısında nefesim kesildi. Çünkü Müjgan Hanım’ın benim hakkımda bildiklerini öğrendiğimde, onunla karşılaşmamızın bile tesadüf olmadığını anlamaya başladım.
Kutunun içinde eski fotoğraflar, sararmış mektuplar, kalın bir dosya ve üzerinde ismimin yazılı olduğu küçük bir zarf vardı.
İlk fotoğrafı elime aldığımda gözlerime inanamadım. Fotoğrafta babam vardı! Üstelik yanında, yaklaşık otuz yaşlarında görünen Müjgan Hanım duruyordu.
“Bu nasıl mümkün olabilir?” diye fısıldadım.
Turgay Bey sandalyesine yaslandı.
“Önce mektubu okumanızı tavsiye ederim. Müjgan Hanım her şeyi kendi ağzından anlatmak istedi.”
Zarfı açtım. Müjgan Hanım’ın tanıdık el yazısını görür görmez boğazım düğümlendi.
“Sevgili eşim, bu satırları okuyorsan artık hayatta değilim. Seninle karşılaştığımız ilk günü hatırlıyor musun? Tekerlekli sandalyemi iterken bana ne kadar yardımsever olduğunu göstermeye çalışmıştın. Oysa ben seni o gün ilk kez görmemiştim.”
Ellerim titremeye başladı.
Mektuba göre Müjgan Hanım, beni tanışmamızdan tam altı ay önce araştırmaya başlamıştı. Nerede çalıştığımı, ailemin maddi durumunu, hatta babamın hastalığını bile biliyordu.
Başımı kaldırıp avukata baktım.
“Beni neden araştırmış?”
Turgay Bey cevap vermedi. Yalnızca mektubu işaret etti.
Okumaya devam ettim.
“Yıllar önce babanla aynı şirkette çalışıyorduk. Kocam İhsan’la birlikte kurduğumuz tekstil fabrikasının muhasebe müdürüydü. Ona ailemizden biri gibi güvenirdik. Ancak bir gün kasamızdan milyonlarca lira kayboldu.”
Nefesimi tuttum.
Babam hayatı boyunca dürüstlükten bahsetmişti. Çocukluğumdan beri bana başkasının hakkına el uzatmamamı öğütlerdi.
Müjgan Hanım’ın yazdıkları ise bütün bildiklerimi altüst ediyordu.
“Şirketimiz iflasın eşiğine geldiğinde bütün deliller babanı gösteriyordu. İhsan onu polise teslim etmek istedi. Ancak ben buna engel oldum. Çünkü babanın yeni doğmuş bir oğlu vardı. O çocuk sendin.”
Mektubu masaya bıraktım.
“Bunların hepsi yalan!” diye bağırdım.
Turgay Bey sakince dosyayı açtı. Önüme eski banka dekontları, imzalı belgeler ve yıllar önce açılmış bir davanın evraklarını koydu.
Ancak belgeleri incelemeye başladığımda beklenmedik bir ayrıntı fark ettim.
Paranın aktarıldığı hesap babamın adına değildi. Belgelerin birinde Müjgan Hanım’ın kocası İhsan Bey’in imzası bulunuyordu.
“Neler oluyor burada?”
Avukat derin bir nefes aldı.
“Mektubu bitirin. Asıl önemli kısmına henüz gelmediniz.”
Yeniden okumaya başladım gorsele do’kunun diger bölüm sonraki sayfada…