Son Dakika Haberleri

Artık herşeyi itiraf ediyorum

O gün kalbim deli gibi atıyordu. Yıllardır hissetmediğim heyecanı yeniden yaşıyordum. Kulübeye vardığımda, o çok özlediğim gözlerle karşılaştım. Sanki yıllar geri sarılmış gibiydi. Eskiden köy düğünlerinde bana gülümseyen, ama bir türlü kaderin bir araya getirmediği o adam karşımdaydı. Bir süre sessizce baktık birbirimize. Sonra gülümsedi. “Yıllar seni hiç değiştirmemiş,” dedi. Oysa ben değişmiştim — yorgundum, kırgındım, ama içimde hâlâ sevgiye aç bir kadın vardı. Konuşmaya başladık. Saatler nasıl geçti anlamadım. Kalbimdeki kırık yerlerden içeri bir sıcaklık doldu. Fakat aynı zamanda içimde bir suçluluk da vardı. Her ne kadar eşimle aram kötü olsa da, hâlâ evliydim. Çocuklarım vardı. Bu düşünce bir an bile aklımdan çıkmadı. O gün, vedalaşırken elimi tuttu. “Keşke o zaman seni kaybetmeseydim,” dedi. O an içimden bir şeyler koptu. Eve dönerken gözyaşlarımı tutamadım. Kalbim ikiye bölünmüştü: bir yanında geçmişin sevgisi, diğer yanında bugünün sorumlulukları. O günden sonra gizlice mesajlaşmaya devam ettik. Sanki yıllardır içimde biriken yalnızlığın, değersiz hissetmenin acısını onun ilgisiyle dindiriyordum. Ama her mesaj, beni biraz daha karanlığa çekiyordu. Bir gün kaynanam fark etti. Telefonda bir mesaj gördü ama okumadı, sadece eşime “karın bir şeyler saklıyor” dedi. O akşam eve geldiğinde eşim bana hiç konuşmadan telefona uzandı. Kalbim duracak gibi oldu. Telefonu aldı, mesajları gördü… O an evdeki hava buz kesti. Bağırdı, ağladı, duvarları yumrukladı. O kadar öfkeliydi ki, ilk defa gerçekten korktum… “Bunca yıl seni savundum, anneme rağmen yanında durdum, sen ne yaptın?” dedi. Beni o gece evden kovdu. Çocuklar ağlıyordu, ne yapacağımı bilemedim. Annemlerin evine gittim. O gece hayatımın en uzun gecesiydi. — Yalnızlık ve Farkındalık Günler geçti. Sessizlik içimi kemiriyordu. O adamla da artık konuşmuyordum. Anladım ki o da geçmişin bir hatırasıymış, benim yalnızlığımı doldurmak için ortaya çıkmış bir hayaldi sadece. Bir sabah aynaya baktım. Karşımda ağlamaktan şişmiş, ama artık güçlü bir kadın vardı. “Ben nerede kaybettim kendimi?” diye sordum. Cevabı basitti: kendimi sevmeyi unutmuştum.

Sonra ki Sayfa !!!

Okumaya devam etmek için yukarıda ki görsele t'klay'n ve ilerleyiniz >>>
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Artık herşeyi itiraf ediyorum

O gün kalbim deli gibi atıyordu. Yıllardır hissetmediğim heyecanı yeniden yaşıyordum. Kulübeye vardığımda, o çok özlediğim gözlerle karşılaştım. Sanki yıllar geri sarılmış gibiydi. Eskiden köy düğünlerinde bana gülümseyen, ama bir türlü kaderin bir araya getirmediği o adam karşımdaydı. Bir süre sessizce baktık birbirimize. Sonra gülümsedi. “Yıllar seni hiç değiştirmemiş,” dedi. Oysa ben değişmiştim — yorgundum, kırgındım, ama içimde hâlâ sevgiye aç bir kadın vardı. Konuşmaya başladık. Saatler nasıl geçti anlamadım. Kalbimdeki kırık yerlerden içeri bir sıcaklık doldu. Fakat aynı zamanda içimde bir suçluluk da vardı. Her ne kadar eşimle aram kötü olsa da, hâlâ evliydim. Çocuklarım vardı. Bu düşünce bir an bile aklımdan çıkmadı. O gün, vedalaşırken elimi tuttu. “Keşke o zaman seni kaybetmeseydim,” dedi. O an içimden bir şeyler koptu. Eve dönerken gözyaşlarımı tutamadım. Kalbim ikiye bölünmüştü: bir yanında geçmişin sevgisi, diğer yanında bugünün sorumlulukları. O günden sonra gizlice mesajlaşmaya devam ettik. Sanki yıllardır içimde biriken yalnızlığın, değersiz hissetmenin acısını onun ilgisiyle dindiriyordum. Ama her mesaj, beni biraz daha karanlığa çekiyordu. Bir gün kaynanam fark etti. Telefonda bir mesaj gördü ama okumadı, sadece eşime “karın bir şeyler saklıyor” dedi. O akşam eve geldiğinde eşim bana hiç konuşmadan telefona uzandı. Kalbim duracak gibi oldu. Telefonu aldı, mesajları gördü… O an evdeki hava buz kesti. Bağırdı, ağladı, duvarları yumrukladı. O kadar öfkeliydi ki, ilk defa gerçekten korktum… “Bunca yıl seni savundum, anneme rağmen yanında durdum, sen ne yaptın?” dedi. Beni o gece evden kovdu. Çocuklar ağlıyordu, ne yapacağımı bilemedim. Annemlerin evine gittim. O gece hayatımın en uzun gecesiydi. — Yalnızlık ve Farkındalık Günler geçti. Sessizlik içimi kemiriyordu. O adamla da artık konuşmuyordum. Anladım ki o da geçmişin bir hatırasıymış, benim yalnızlığımı doldurmak için ortaya çıkmış bir hayaldi sadece. Bir sabah aynaya baktım. Karşımda ağlamaktan şişmiş, ama artık güçlü bir kadın vardı. “Ben nerede kaybettim kendimi?” diye sordum. Cevabı basitti: kendimi sevmeyi unutmuştum.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA